Dikdörtgenin Hipotenüsü: Matematikte Bir Yolculuk, Edebiyatın Gizemi “Kelimeler birer yolculuk gibidir, her biri bir dünyaya açılan kapıdır.” Bu sözü, yalnızca bir yazarın değil, aynı zamanda bir matematikçinin de benimsediğini düşünmek, edebiyat ve matematik arasındaki derin ve hiç de yabancı olmayan ilişkiyi gözler önüne serer. Her iki alan da, bir bütünün parçalarına odaklanırken aslında büyük bir gerçeği keşfetmeye çalışır: Söz ve sayılar, hem edebiyatın hem de matematiğin büyüsünü oluşturur. Peki, her birine farklı pencerelerden bakmamıza rağmen, dikdörtgenin hipotenüsünü hesaplamak da bir tür keşif değil midir? Tıpkı bir romanın akışında, her sayfanın ardında bekleyen bir gerçeği aramak gibi… Dikdörtgenin Hipotenüsü: Matematiksel Bir…
Yorum BırakRenkli Satırlar Yazılar
Merhaba sevgili okurlar, Farklı açılardan bakmayı, fikirleri karşılaştırmayı ve sizinle birlikte tartışmayı çok seviyorum. Bugün sizlere “Zafer Soylu kimdir?” sorusu üzerinden hem erkeklerin daha çok objektif ve veri odaklı yaklaşımlarını hem de kadınların duygusal ve toplumsal etkiler üzerinden değerlendirmelerini yansıtan bir yazı sunacağım. Amacım, tek bir doğruya işaret etmek değil; farklı perspektiflerden bakarak zengin bir düşünce alanı açmak. Hadi başlayalım! Zafer Soylu Kimdir? Kısa Bir Giriş Zafer Soylu ismi, farklı çevrelerde merak uyandıran ve çeşitli yorumlara açık bir kimlik olarak karşımıza çıkıyor. Bazıları için iş dünyasında bir girişimci, bazıları içinse sosyal alanlarda etkin bir figür… Peki, bu farklı bakış açıları…
Yorum BırakHematolojik tanı nedir? Öğrenmenin dönüştürücü gücüyle anlamak Bir öğretmen olarak, bilginin yalnızca aktarılmadığını, dönüştürüldüğünü biliyorum. Öğrenme, bir bilginin zihne değil, hayata yerleşmesidir. “Hematolojik tanı nedir?” sorusu da tıp dünyasının teknik bir kavramı gibi görünse de, aslında öğrenme süreçleriyle çok benzer bir doğaya sahiptir. Çünkü her tanı, bir farkındalık anıdır; bir bilgiyi edinmek değil, bir anlamı kavramaktır. Tıpkı öğrencinin bir kavramı ilk kez “gerçekten anladığı” o dönüştürücü an gibi. Tanı koymak: Öğrenmenin tıbbi karşılığı Hematolojik tanı, kanla ilgili hastalıkların belirlenmesi sürecidir. Anemi, lösemi, lenfoma, pıhtılaşma bozuklukları gibi hastalıkların nedenlerini ortaya çıkarmak için yapılan testler ve değerlendirmeler bu tanının temelini oluşturur. Ancak…
Yorum BırakRen Geyiği Eti Yenir mi? Bir Yolculuğun, Bir Sorgunun ve Bir Kararın Hikâyesi Başlangıç: Sıcak Bir Sohbetin Kıvılcımı Kışın ilk karı düşmüştü şehre. Rüzgar camları titretiyor, sobanın çıtırtısı evin içinde huzurlu bir sessizlik yaratıyordu. Elif, pencereden dışarı bakarken kahvesinden bir yudum aldı. Yanında oturan Murat, ellerini sobaya uzatmış, derin düşünceler içindeydi. O akşam, sıradan bir sohbetin çok ötesine geçecek bir konuşmanın eşiğindeydiler. “Geçen yıl Laponya’da bir belgesel izlemiştim,” dedi Elif sessizliği bozarak. “Oradaki insanlar ren geyiği eti yiyorlar. Ne tuhaf değil mi?” Murat başını kaldırdı. “Tuhaf değil aslında,” dedi stratejik bir ses tonuyla. “Hayatta kalmak için her toplum kendi coğrafyasına…
Yorum BırakHaber Ajanları Kime Hizmet Eder? Felsefi Bir İnceleme Giriş: Filozofun Bakışıyla Gerçeklik, Bilgi ve Güç Felsefi düşünce, her zaman bizleri dünyayı anlamaya ve bu dünyadaki yerimizi sorgulamaya davet eder. Özellikle “gerçeklik” ve “bilgi” arasındaki ilişki, felsefenin temel taşlarından biridir. Herkesin doğruyu ve gerçeği algılayış biçimi farklıdır, ancak bu farklar çoğunlukla gücün, iktidarın ve bilgiye erişimin şekillendirdiği toplumsal yapılarla ilişkilidir. Bu noktada, haber ajansları gibi büyük bilgi üreticileri ve dağıtıcıları, bu güç dinamiklerini en iyi şekilde temsil eden araçlardan biridir. Bir filozof, “Haber ajansları kime hizmet eder?” sorusunu sorduğunda, yalnızca bu ajansların ne tür bilgileri sunduklarını değil, aynı zamanda bu bilgilerin…
Yorum BırakMotorlu Testere mi Elektrikli Testere mi? Geleceğin Keskin Seçimini Şimdiden Tartışalım Bir gün gelecek, ormanda ağaçların altında yürürken motor sesi yerine sadece hafif bir vızıltı duyacağız. Belki de artık benzin kokusu yerine temiz enerjiyle çalışan sessiz makinelerle çevrili olacağız. “Motorlu testere mi, elektrikli testere mi?” sorusu bugün teknik bir tercih gibi görünse de, aslında geleceğin üretim, çevre, toplumsal yapı ve hatta değer sistemleri hakkında çok şey söylüyor. Gelin bu soruya birlikte kafa yoralım ve biraz da hayal kuralım. Motorlu mu, elektrikli mi? Cevap, yalnızca güç ve performansta değil; sürdürülebilirlik, insan yaşamı ve teknolojik dönüşümde gizli. Güç ve Performans Cephesinde: Erkeklerin…
Yorum BırakGüneşte Kararan Cilt Nasıl Beyazlar? Bir Sosyolojik Bakış Toplumsal yapıları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, insan bedeninin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda kültürel bir alan olduğunu her defasında gözlemliyorum. Güneşte kararan bir cilt, aslında sadece fiziksel bir değişimin değil; toplumsal normların, estetik anlayışların ve kimlik inşasının da bir yansımasıdır. “Güneşte kararan cilt nasıl beyazlar?” sorusu bu nedenle, bir güzellik tavsiyesinden çok daha fazlasını içinde barındırır — çünkü burada mesele, bedenden ziyade toplumun bedene yüklediği anlamlardır. Toplum ve Ten: Güzellik Algısının Tarihsel Kodları Bir toplumun güzellik algısı, tarihsel koşulların, ekonomik yapıların ve kültürel değerlerin bir ürünü olarak şekillenir. Sanayi öncesi dönemde…
Yorum BırakGümüş Böceği Zararlı mı? Bir Edebiyatçının Gözünden Sessiz Bir Misafirin Hikâyesi Her kelime, kendi yankısını içinde taşır. Bazı kelimeler ise tıpkı bir gümüş böceği gibi sessiz, ışıltısız ama inatçı bir varlıkla sızar hayatımıza. “Gümüş böceği zararlı mı?” diye sorduğumuzda aslında sadece bir böceğin değil, varlığın doğaya ve insana dokunuşunu sorgularız. Bu küçük, parıltılı canlı, edebiyatın tozlu sayfalarında, yıkık kitap raflarında ve unutulmuş hikâyelerin arasında bir sembole dönüşür. Tozun İçindeki Hayat: Sessizliğin Edebî Anlamı Gümüş böcekleri, loş ve nemli köşelerde yaşar. Sessizdirler, ama yazının ömrüyle yarışırlar. Kitapların kenarlarında, eski kütüphanelerin gölgelerinde dolaşırlar. Belki de bu yüzden, edebiyatçıların dikkatini en çok çeken…
Yorum BırakKapitalizasyon Faiz Oranı Kaç Olmalı? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir Değerlendirme Bazen bir konunun tek bir doğru cevabı yoktur. Hele ki finans dünyasında, rakamların soğuk yüzüyle insan hayatının sıcak gerçekleri kesiştiğinde, her şey biraz daha karmaşık hale gelir. Kapitalizasyon faiz oranı da tam olarak böyle bir mesele… Bugün sizlerle, bu konuyu farklı açılardan ele alarak, belki de üzerinde hiç düşünmediğiniz yönleriyle tartışmak istiyorum. Çünkü inanın bana, herkesin bu konuda söyleyecek bir sözü var. — Kapitalizasyon Faiz Oranı Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir? Kapitalizasyon faiz oranı, bir yatırımın bugünkü değerini belirlemek için gelecekteki nakit akışlarını iskonto ederken kullanılan orandır. Gayrimenkul…
Yorum BırakKanunu Kim Onaylar? Farklı Sistemlerde Onay Mekanizmaları ve Bakış Açıları Soruları farklı açılardan düşünmeyi seven biri olarak, “Kanunu kim onaylar?” sorusunu yalnızca teknik bir adım gibi değil, toplumun nasıl yönetildiğine, gücün nasıl dengelendiğine ve kararların hangi değerlerle meşrulaştırıldığına dair zengin bir tartışma fırsatı olarak görüyorum. Bu yazıda; başkanlık, parlamenter ve karma sistemlerde kanun onay süreçlerini karşılaştırırken, karar alma kültürüne ilişkin iki yaygın yaklaşımı da yan yana koyacağız: Veriye ve nesnelliğe ağırlık veren bakış ile duygusal zekâ ve toplumsal etkileri önceleyen bakış. (Elbette bu eğilimler bireyler arasında çeşitlenir; her iki yaklaşım da herkes tarafından benimsenebilir.) Temel Çerçeve: “Onay” Ne Demek? Yasama…
Yorum Bırak