İçeriğe geç

Yıldız dağında buzul var mı ?

Yıldız Dağında Buzul Var Mı?

Bir Yıldız Gece Yolculuğu

Geceyi en çok sevdiğimi hep söylerim. Kayseri’nin ışıkları, dağlardan bakınca o kadar uzak, o kadar soğuk ve yabancı hissedilir ki… Ama Yıldız Dağı… Burası bir başka. Ne zaman bir orman yoluna çıksam, aklıma hep şu sorular gelir: Yıldız Dağında buzul var mı? Yani, acaba zamanında, gerçekten bir buzulun şekillendirdiği bu taşlar, kayalar var mı? Hangi yıldızlar bu dağın zirvesinde kaybolmuş olabilir?

Beni en çok etkileyen şey bu dağın sırrıydı. Yıldız Dağı’na ilk kez çıktığımda, orada uzun bir yürüyüş yapacağımı hiç düşünmemiştim. Fakat bir sabah, birazcık da delice, yola çıktım. İlk adımımı atarken, o an hissettiğim karışık duyguları hâlâ unutamıyorum. Heyecan, merak, biraz korku… Ama en çok da buzul arayışı vardı. Zihnimde, bu dağın eski zamanlardan beri taşıdığı bir sırrı çözme düşüncesi vardı.

Buzulun Sessiz Hikâyesi

O an, birkaç metre ilerledikten sonra ilk kez dağın gerçek büyüklüğünü hissettim. Kayaların soğuk ve sert yapısı beni kucakladı; toprağın kendisinde bir şeyler vardı. O soğuk rüzgarlar, bana eski zamanlardan kalma bir şey anlatıyor gibiydi. Yıldız Dağı’ndaki buzulun varlığını düşündükçe, içimi bir hüzün kapladı. Belki de o kadar derin bir soğuk ki bu dağ, o kadar eski ki, bilinmeyenleri bana bir sır gibi saklıyor. Her adımda biraz daha büyüyen hayal kırıklığı ve merak arasında sıkıştım. Zihnimde kaybolan yıllar, çürümüş buzul parçaları gibi. Belki de dağ hiç buzul görmemiştir. Ya da belki de buzul, sonsuzluğa doğru kaybolmuş, tıpkı kalbimdeki kırık umutlar gibi…

Yıldız Dağı’na çıktıkça, buzulun izlerine dair bir şeyler aradım ama bulamadım. Kayaların arasında belki bir yerlerde gizli bir yaşam vardı, belki de zamanın derinliklerinde, o eski buzullar hala bir yerlere saklanıyordu. Ama bu dağ, bana asla ne istediğimi veremedi.

Buzulun Peşinde Bir Yalnızlık

Yıldız Dağı’na olan bu yolculuğum aslında bir yalnızlık yolculuğuydu. Her adımımda biraz daha yalnızlaşırken, içimdeki hisler de kabarmaya başladı. Yalnızlık, bir yanda içimi kavururken, diğer yanda da arayışımı sürdürüyor, bir şeyi bulma umuduyla yola devam ediyordum. Ama ne buldum? Düşüncelerimi, duygularımı en iyi anlatan şey, o dağda hissettiklerimdi. Huzur. Bir türlü bulamadığım, ama bir o kadar da korktuğum şey…

Bir yanda buzul arayışımın, diğer yanda ise kaybolmuş umutlarımın yansıması vardı. Ne hissettiğimi, o dağda baş başa kaldığımda anladım. Bu dağ bana soğuk ve sert değil, kaybolmuş bir geçmişin hatırasını, bir zamanlar var olmuş ama kaybolmuş olan bir şeyin sessizliğini fısıldıyordu. Belki de buzulun olmadığını kabul etmek, kaybolan zamanları ve geçmişi kabullenmek demekti. Kaybolan bir buzul… Ve kaybolan bir umut.

Dağda biraz daha ilerledikçe, içimdeki hüzün de yoğunlaşmaya başladı. Buzul yoktu, ama belki de buzulun olmaması, bu dağın kaybolmuşluğunu hissettiriyordu bana. Yıldız Dağı’ndaki buzul arayışımdan umudumu kaybettim ama dağla bütünleşmeye başladım. Her adımımda biraz daha bir oldum onunla. Buzulun izlerine ulaşamadım, ama belki de bana verilmesi gereken şey, kaybolan bir buzulun arayışı değildi; belki de bulmam gereken şey, bir zamanlar kaybolmuş olan o umutlu duyguydu.

Sonunda Ne Bulduğumuzu Aslında Biliyoruz

Bir buzul arayışına çıktım ama bulduğum şey, bambaşka bir duyguydu. Yıldız Dağı, bana kaybolan bir şeyi hatırlatıyor gibi, ama o kaybolan şey aslında hiçbir zaman kaybolmamıştı. İçimdeki eksik, her şeyin ardında aslında kendime karşı duyduğum bir kaybolmuşluktu. Buzul yoktu, ama bir şey daha vardı: Bu dağ, beni ben yapan duygularla tanıştırmıştı. Hüzün, merak, kaybolmuşluk ve belki de tekrar bulma umudu… Bunlar hep vardı, her zaman vardı, bu dağın zirvesinde.

Sonuçta, Yıldız Dağı’nda buzul yoktu. Ama bir şey daha vardı: Kaybolmuş duygularımın olduğu bir yer. Hedefim buzul değildi, ama yolculuk, bir içsel keşifti. Zihnimde, kalbimde ve o dağda…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/